Sayfalar

8 Mart 2016 Salı

Chris öldü!

Aslında çok güzel bir sabaha uyanıyorum ama canım çok sıkkın. Sanki bir önceki gün ya da gece kötü bir şeyler olmuş da ben hatırlayamıyorum. Önemsemiyorum, henüz gelmeyen baharı müjdeleyen kuş seslerini dinliyorum. Kuş sesleri hoşuma gidiyor, mutlu olmam gerektiğini düşünüyorum ama mutlu olmanız gerektiğini düşünmeniz sizi otomatik olarak mutlu yapmıyor, ben de mutlu olamıyorum zaten. Kahvemi yapıyorum, hızlıca haberlere göz atıyorum ama canım hala çok sıkkın, duygu değişmiyor. Evden çıkıyorum ofise doğru yürürken zihnimdeki binlerce düşünce hiç bir iz bırakmadan ama sıralarını da bozmadan hızlıca akıp giderken birden içlerinden birini yakalıyorum: “Chris öldü!”

Kitaptaki cümle aynen böyle “Chris öldü!” Çok kısa, çok net, çok sert, çok keskin. “Aramızdan ayrıldı” değil, “hayatını kaybetti” değil ya da “onu kaybettik” hiç değil, “öldü!” Ölümü anlatan en net, en yalın ve en güzel fiil: Ölmek! Canımı sıkan şeyin bu olduğunun farkına varıyorum. Beni bu kadar sarsan, canımı sıkan ve etkileyen ölümün kendisi değil aslında Chris’in ölmüş olması. Ölmek için yaşayan bu kadar insan varken en çok ölmemek için yaşayanların ölmeleri belki de canımı bu kadar sıkan ya da başka bir şey, bilmiyorum. Ama dün gece okuduğum kitabın sonsöz kısmındaki bu cümleyi okuduğumda yaşadığım hayal kırıklığını hatırlıyorum. Kitabı daha önce de okumuştum ama demek ki o zamanda Chris’in ölmesi beni bu kadar hayal kırıklığına uğratmış ki hatırladığım pek çok şeye rağmen onun öldüğünü hafızamdan silmişim. Şimdi bu cümleyi okuyunca hatırlıyorum, yine aynı hayal kırıklığı: “Evet ya, Chris o zaman da ölmüştü.” Kitabın daha yarısına gelmeden sonunu okuyarak, Chris’i sanki ben öldürmüşüm gibi kızıyorum kendime. Aslında olan bu; herşeyi mahfettim! Şimdi her sayfayı, her paragrafı, her cümleyi, her kelimeyi Chris’in ölümünü düşünerek ve buna üzülerek okuyacağım. Mesele ölmek değil, mesele benim neredeyse kitabın daha başından Chris’i öldürmüş olmam!

Chris, okuduğum herhangi bir kitaptaki herhangi bir karakter değil, bir kitap ya da roman kahramanı hiç değil… O aslında kitabın var olma sebeplerinden birisi… Ve belki de aslında en önemlisi… Tam 121 yayın evi tarafından reddedildikten sonra basılan ve sonrasında büyük beğeni toplayan Chris’in ve babasının hikayesi bu: Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı. Ne zaman ve nasıl elime geçtiğini hatırlayamadığım bu kitabı yıllar önce ilk okuduğumda da şimdi 40’ıncı yıl anısına basılan yeni baskısını okuğum kadar beğeniyorum. Adının aksine kitap ne Zen’i ne motosiklet bakım sanatını ne de bir baba oğulun hikayesini anlatıyor. Kitap bir baba ve oğulun verdikleri var olma mücadelesini anlatıyor aslında. Beni hayal kırıklığına uğratan aslında ölmek değil, Chris’in ölümü hiç değil, verdiği var olma mücadelesindeki başarısının hiç hak etmediği bir şekilde onun elinden alınmasına, tüm o çabalarının buna hiç hakkı olmayanlar tarafından hiçe sayılıp, çöpe atılmasına kızıyorum, üzülüyorum, isyan ediyorum.

Verdiğiniz, belki de hala vermeye devam ettiğiniz var olma mücadelesi ve kat ettiğiniz yol hakkında hiç bir fikri olmayan, sizi anlamak, tanımak ya da fark etmek için çaba göstermeyen, sadece kendi varlığının devamı için canı nasıl isterse öyle davranan insanların hoyratlığına isyan ediyorum belki de… Kendi varlığı zarar görmesin, kendi istek ve hayalleri bozulmasın diye aslında ne kadar çabalarsa çabalasın, ne yaparsa yapsın kontrol bile edemediği kendi hayatının devamı için, hayatı olduğu gibi yaşamak isteyen ve hiç bir kontrol endişesi taşımayan başka insanların hayatlarına, isteklerine, hayallerine ve var olma mücadelelerine fütursuzca müdahele edenlere isyan ediyorum en çok…

Kitap bittikten sonra ya da kitabın başında ne zaman okursam okuyayım, bunun beni bu kadar etkileyeceğini biliyorum çünkü Chris’i tanıyorum, verdiği var olma mücadelesini biliyorum. Kontrol edemedikleri bu hayatta herşey kendi istedikleri gibi olsun diye mücadele edenlerin ve bu mücadele de herşeyi mübah görenlerin aksine sadece var olma mücadelesi vermenin ne demek olduğunu biliyorum…


07.03.2016

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder