Sayfalar

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Koca bir çınar: Ara Güler

Kalabalık, tanımadığım bir sürü insan ve tek başıma böyle bir kalabalıkta olmak her zaman gerer beni ama buna rağmen Fotoğrafevi’ndeyim. Ara Güler’in doğum günü ve hayatını anlatan kitabının tanıtım günü. Kalabalıkta arada bir yerlerde kaybolur giderim kimse varlığımı fark etmez diye düşünüyorum ama o da ne ilk gidenlerdenim, gerginliğim daha da artıyor. Neyse ki bir süre sonra sevgili Aydan geliyor ve resmen rahatlıyorum, gerginliğim azalıyor.

Sonuçta Ara Güler bu, herkes ordadır diye düşünüyorum ama yanılmışım. Bekliyorum, neyse gelenler artıyor ama kafamda hala aynı soru: Bu kadar mı? Türkiye’nin en iyi, dünyanın sayılı fotoğrafçılarından birinin doğum gününe gelecek insan sayısı bu kadar mı? Onun değerini bilen, onu tanıyan insan sayısı bu mu?

Koca bir çınar var hayatımızda, tarihe tanıklık etmiş, benim tarihte bugün belki de hayatta olmayan hayran olduğum, dünyanın tarihine derin izler bırakmış insanlarla tanışmış, onların haberlerini yapmış kendisi başlı başına bir tarih var elimizde ve bizim ona olan ilgimiz işte bu.

Böyle bir toplumuz biz sanırım. Hayatta oldukları sürece sahip olduğumuzu sandığımız hiçbir değere ilgi göstermeyen ama bu hayattan göçüp gittiğinde “vah, vah şöyle büyük adamdı, böyle büyük adamdı” diye hayıflanan, sadece ölüm yıldönümlerini hatırlayan!

Ara Güler için bugüne kadar hiç mi bir şey yapılmadı? Hiç mi daha büyük organizasyonlar yapılmadı, ödüller verilmedi? Yapılmıştır, ödüller de verilmiştir muhtemelen. Her nedense tüm bunlar bana yetmiyor. Yetmiyor çünkü onu tanıyanlar, oraya gelenler zaten bu işin içinde olanlar, gazetecilikle ilgilenenler, fotoğrafla uğraşanlar.


Peki ya bugünün gençleri? Bugünün insanları? Gazeteci olmayanlar? Fotoğraf çekmeyenler? Bu ülkede böyle değerli bir insana sahip olmanın değerini sadece bu işin içinden gelenler mi anlamalı? Nasıl bir hazineye sahip olduğumuzun farkına varmak için ille de fotoğraf mı çekmeli, gazeteci mi olmalı? Bu arada bugün acaba kaç tane gazeteci Ara Güler’in hayatından haberdar? Hangi derste ondan ve yaptıklarından bahsediliyor merak ediyorum.

Ara Güler sadece bir fotoğrafçı mıdır? Bugün, onunda kitaplarını imzalarken yaptığı gibi gençlere sorun bakalım kimdir bu adam? Ara Güler kimdir, ne yapar, diye sorun bakalım ne cevap verecekler. Evet, ondan imza almak için orada bulunanlara sorduğu sorulara bile cevap alamadı Ara Güler ve kızdı, “Türkiye’nin Türkiye’den haberi yok, siz nerde yaşıyorsunuz” dedi.


Ara Güler, aksi, sinirli ve ters bir ihtiyar. Herkes ondan korkuyor çünkü hemen tersliyor. Neden? Çünkü bugün 80’li yaşlarında o hala bu ülkede yaşıyor, bu ülkeyi yaşıyor. Bir ülkede yaşamak demek, o ülkede neler olup bitiyor, neler yaşanıyor, kimler seninle birlikte aynı havayı soluyor bilmek demek. Sadece işe gitmek gelmek, televizyonda o pop star yarışması senin bu pop star yarışması benim zap yapmak değil.

Ara Güler bu boş insanlara kızınca sinirli, aksi ve ters bir ihtiyar oluyor. Bu adamın hayatını okuyun bakalım, bu adam gerçekten ters ve aksi bir ihtiyar mı yoksa tarihi yaşamış, tarihe tanıklık etmiş ve tarihin önemli kişilerini ve anlarını ölümsüzleştirmiş bir Usta mı, ondan sonra karar verin.

Fotoğraflar: Aydan ÇINAR

2 Haziran 2009 Salı

Müze mi? Hani nerde!!

Topkapı Kültür Parkı ve Fetih Müzesi Binası.

Bu yıl İstanbul'un fethi kutlamalarıyla birlikte açılan Fetih Müze binası, Topkapı Kültür Parkı'nda yer alıyor.

Üç katlı binanın ilk iki katında Fatih Sultan Mehmet ve Fetih ile ilgili bilgiler yer alıyor.

En alt katta ise, görmüş olduğunuz Fetih Sahnesinin 360 derecelik panaromik bir çalışma ile resmedilmesini seyrediyorsunuz.

Tamamını panaromik olarak görüntüleyemediğim bu çalışmadan bazı sahneler.

Merak edip gitmek isteyenlere mutlaka tavsiye ederim. İstanbul'a kazandırılmış güzel bir müze olduğunu düşünüyorum.

21 Nisan 2009 Salı

lalelerin ardından...

ozan dedi ki:

ortasındaki sarı; güneşimdir...

etrafındaki beyazlar ise; sevginin en güzeli...

10 Nisan 2009 Cuma

bu da ortaya karışık...

bir böyle;
bir de böyle;

en güzel, en mutlu, en huzurlu, en sevgili, en turuncu, en papatyalı ve güneş dolu günler dilerim. biliyorsun, bugün bütün papatyalar senin için...

en sevdiğim'e patapatya...

bunlarda İstanbul'un papatyaları, fazla söze ne hacet: let the daises talk. all for you!